Bitkisel Tıp (Fitoterapi), kliniğimizde, Doğal Ruhsal Sağlık programı kapsamında yararlanılan destekleyici tedavi yöntemlerinden birisidir.

BİTKİSEL TIP

 

Bitkisel tıp, hemen hepimizin ilk kez, annelerimizin ıhlamur çayı veya nane-limon karışımıyla tanıştığı ve doğal tedaviler denildiğinde aklımıza ilk gelen yöntemdir.

Dünyanın her yerinde, insanlık tarihi boyunca bitkiler, hastalıklardan korunma ve tedavi amacıyla kullanılmıştır.

Diğer canlılar da bu muhteşem eczanenin farkındadır. Şempanzeler, tavuklar, kediler, koyunlar ve kelebekler, doğada kendilerine şifa verecek bitkileri bulup yerler.

Kuşlar yuvalarını, içinde mikropları öldürecek aktif maddeler içeren bitkilerin dal ve yapraklarıyla yapar ve böylece yavrularını enfeksiyonlardan korumaya çalışırlar.

Goriller, zencefil benzeri bir bitkiyi bolca tüketerek, barsak enfeksiyonlarından korunurlar.

Günümüzde, sadece yerel halk şifacıları değil, üniversite araştırıcıları da hayvanları izleyerek, insanlara yararlı olabilecek bitkilerin izini sürmektedirler.

Mezopotamya, Çin, Mısır ve Hindistan gibi, köklü tıp modellerine sahip tüm kültürlerde, bitkisel tıp uygulamaları çok büyük önem taşır.

Aspirin, kinin, afyon ve dijitalis (kalp kuvvetlendirici olarak kullanılan yüksük otu) gibi halen modern tıpta kullanılan ilaçların % 25’i bitkisel kökenlidir.




 

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), dünya nüfusunun yaklaşık % 80’inin, sağlık problemlerinin çözümünde birincil yol olarak bitkisel ilaçları kullandıklarını bildirmektedir. Bu durum yoksul toplumlarda büyük ölçüde, insanların modern tıp ilaçlarına ulaşamamalarından kaynaklanmaktadır.

Diğer yandan, gelişmiş toplumların yeterli ekonomik güce sahip birçok bireyi de, modern ilaçların yan etkilerinden kaçınmak ve doğaya yakınlaşmak amacıyla, bitkisel ilaçlara yönelmektedir.

Bitkilerin, çiçekleri, sapları, yaprakları, meyveleri, tohumları, kökleri ve kabukları, tedavi amacıyla kullanılabilir.  Çinliler ilaç yapmak için genellikle bitki karışımlarını kaynatırlar. Batı ve Ayurveda tekniklerinde ise, bitkiler sirke, su, yağ  veya alkol içinde çözülür.

Günümüzde, güvenilir firmalar tarafından üretilen ve standart miktarlarda aktif madde içeren hazır ürünlerden de yaralanmak mümkündür.

Şifalı bitkilerden, depresyon, uykusuzluk, stres ve gerginlik, panik, baş ağrıları, yorgunluk, tansiyon düzensizlikleri, alerjik rahatsızlıklar, menopoz yakınmaları, adet öncesi sıkıntılar, adet düzensizlikleri, sindirim sistemi sorunları, kalp rahatsızlıkları, karaciğer ve safra kesesi hastalıkları, ödem, savunma sistemi sorunları gibi pek çok hastalığın tedavisinde yararlanılabilir.

Kronik sağlık sorunlarında genellikle, bitkisel tedavilere başladıktan dört ila altı hafta sonra düzelme hissedilmektedir.

Etkisi olan her şey gibi, bitkilerin de yan etkileri vardır. Ayrıca bu ürünlerin, modern tıpta kullanılan ilaçlarla da istenmeyen çapraz etkileri ortaya çıkabilir.

Örneğin, sık kullanılan bitkisel ilaçlardan Ekinezya, birçok kalp, kanser ilacı ve steroid ilaçla çapraz reaksiyon yapmakta, karaciğer harabiyetine yol açabilmektedir. Kan hastalıkları ve Multiple Skleroz hastalarında kullanılmaması gerekmektedir.




Sarı kantaron (St. John’s Wort) ilacının da sayısız ilaçla çapraz reaksiyonu olduğu gibi, kontrolsüz kullanımında ciddi tansiyon sorunları yaratabilmektedir.

Hafıza güçlendirmede kullanılan Gingko Biloba, enerji arttırıcı Ginseng ve bildiğimiz sarımsağın konsantre formlarının da, kan pıhtılaşmasını geciktiren etkileri nedeniyle bazı hastalarda kanamalara ve diyabetik hastalarda kan şekeri değişimlerine yol açabilmektedirler.

Kanser tedavisi görenlerde, bilinçsiz bitkisel tedavi uygulaması, hastanın böbrek ve karaciğerini bozarak, yarar yerine ciddi zararlar verebilmektedir.

Bitkisel tıp, ülkemizde en vahşi biçimde istismar edilen yöntemdir. Halkımızın mucize vaatlerine kolayca aldanması, devletin denetim eksikliği, akıl almaz şarlatanlıkların rahatça sergilenmesini mümkün kılmaktadır.

Tıp eğitim ve yetkisine sahip olmayan bazı insanlar, farklı alanlarda edindikleri akademik unvanlarla halkı tıp doktoru olduklarına inandırarak, yasak olmasına rağmen medya yoluyla hastalara bitkisel tedavi tavsiyelerinde bulunmakta, internetten ‘’ilaçlar’’ satmaktadırlar. Bilim dışı bu uygulamaların, ölümcül sonuçlar yaratması ise eninde sonunda kaçınılmazdır.

Bitkisel tedavilerin, Almanya ve Fransa’da olduğu gibi  mutlaka, modern tıbbın yanı sıra, bitkisel tedavi yöntemlerini de iyi bilen ve etik çalışma kurallarına bağlı tıp doktorları tarafından uygulanması şarttır.

Binlerce yıllık tarihe sahip bitkisel ilaçların kaynağı olan doğa, ona özenle yaklaştığımızda, sağlığımıza sayısız katkıda bulunabilecek dev bir hazinedir.

Doç. Dr. Şafak Nakajima, tıp doktorluğu, uzmanlık, bilim doktorluğu ve doçentliğin yanı sıra, Montreal Institute NHC ve Pekin Çin Tıbbı Üniversitesinde Bitkisel Tıp eğitimi almış, California San Francisco’da American Herbalists Guild başkanı Dr. Michael Tierra’nın yönetiminde düzenlenen Bitkisel Tedavi eğitim programlarına katılmıştır.